Salı günü "Ukrayna'daki çatışma neden bitmeyecek?" diye sormuş ve sebeplerden birinin emperyalizm krizi olduğunu söylemiştim, hatırlarsanız. "Trump gelgitinde barışın mümkün olmadığının" da altını çizmiştim.
Konuya kaldığımız yerden devam edelim o zaman...
Trump, Pentagon ve CIA içindeki neocon unsurları tasfiye etme arzusuyla hareket ediyor malum. Ama bu mücadele, dış politika kararlarını iç siyasetin araçlarına dönüştürüyor. Barış, uluslararası uzlaşının değil; iç politik hesaplaşmanın yan ürünü olarak görülüyor. Ve bu, barışın da savaş gibi istismarı anlamına geliyor.
Onun için hep söylüyorum... Trump özelinde Amerika merkezli mutlak güç tanımına göre yapılan analizler bugün geçerli değil.
Neden?
Bir... ekonomik düzene şekil veren emperyal akıl bugün varoluşsal bir kriz yaşıyor.
İki... uluslararası hukuk bizzat onu tesis edenler tarafından yok ediliyor.
Dolayasıyla görece düzen yerine kaos hâkim dünyada. Ve yine dediğim gibi bu iki durum çözülmenin doğal sonucu.
Medya körlüğü diye bir durum var malum... onun için hatırlatayım; Ukrayna savaşı, ABD'nin, Rusya'yı kuşatma stratejisinin taktiği olarak Biden-Nulend ikilisinin kotardığı 2014 Maiden darbesi ile başladı.
Yani gerçek şu: Ukrayna'daki savaş, bir sonuç değil, bir stratejinin bir ürünü.
Peki Avrupa'nın durumu ne?
Öyle ya, savaşın bitmesini istemediğini açık açık söyleyen bir Avrupa var.
ABD, Ukrayna'da süren savaşı kendi dış politika aracı haline getirirken, Avrupa'yı da sadece silah sağlayıcı veya lojistik destekçi olarak gördü. Dolayısıyla koca kıta kendi içindeki savaşta stratejik özne değil, jeopolitik nesne hâline indirgendi.
ABD'nin Rusya'yı kuşatma stratejisinin ayaklarından biri olan "yaptırımlardan" en büyük zararı da Avrupa ülkeleri gördü.
Söz gelimi, Nord Stream'un havaya uçurulmasından sonra Alman sanayisi %12 daraldı, enerji faturaları ABD LNG'siyle dört katına çıktı. Bir zamanlar Rus gazıyla dönen fabrikalar korkunç krizler yaşıyor bugün.
Savaşı başlatan sözde de olsa barış çağrısı yaparken, savaşın belki de Ukrayna'dan sonraki en büyük mağlubu Avrupa bugün güvenlik krizi yaşıyor.
Onun için "Rusya'yı zayıflatmak güvenliğimizi korur" sözü sık sık tekrarlanıyor Avrupa siyasetinde.
Az önce dile getirdiğim iki maddenin Avrupa veçhesi de bu. Avrupa burada da otonomisini, hukukunu kaybetmiş durumda yani.
Dolayısıyla kendilerini devre dışı bırakan Trump'ın barış planına karşı "dikte edilen barış barış değildir" diyerek Ukrayna'da çatışmanın devam etmesini istiyorlar.
Macron'un "ya biz ya onlar" anlamına gelen "Rusya, Avrupa için varoluşsal tehdit" sözü de Avrupa'nın niyet beyanından başka bir şey değil.
UKRAYNA BATAKLIĞI
Avrupalılar burunlarından kıl aldırmazdı.
Ukrayna savaşının da kısa sürede biteceğini varsaymışlardı.
Miyopi böyle bir şey.
Ukrayna bugün bir bataklık. Emperyalizmin krizinde barış da tehlikeli bir kavram artık. Kaldı ki, barış, sadece savaşın sona ermesi değil; bir düzenin yeniden inşa edilmesi demektir. Paylaşmayı becerebilseydiler düzeni de tesis ederlerdi zaten(!).
Onun için Ukrayna savaşı ne zafer ne barış sunuyor...