Bayram bitti ama tatili devam ediyor. Bugün güncel birkaç gelişme üzerinden gündemi değerlendirmek istiyorum. Aslında üzerinde uzun uzun yazılması gereken konular fakat biz durumu özetlemeye çalışacağız....
TRUMP 3. DÖNEMİ DE İSTİYOR!
Trump, hep şaşırtıyor! Kanada'ya dair sözleri. ABD'nin "müesses nizamının" kurumlarını kapatması veya bütçelerini kısması. Zelenski'ye "canlı yayında düzenlediği itibar suikastı". Grönland'ı "parası neyse verir alırız" demesi. Ve son olarak Trump, şöyle dedi: "Anayasa'ya göre bir daha başkan seçilmem kısıtlanmış gibi görünüyor ama pek çok insan üçüncü kez aday olmamı istiyor ve bunu yapabileceğiniz yöntemler var"
NASIL OLACAK O İŞ...
Kitabın ortasından özetle söyleyeyim. ABD Anayasasına göre (m.22) bir kimse en fazla iki dönem başkanlık yapabiliyor. İfade başkan seçilebilir şeklinde olduğu için Trump, üçüncü seçime başkan yardımcısı olarak girmeyi, seçilen başkanın istifa etmesi de üçüncü kez başkanlık koltuğuna oturmayı planlıyor diyebiliriz. Ya da en azından hukukçularının düşüncesi bu. Bu, açıkça bir "hile". Yasal bir boşluğu bu amaçla kullanılması karşısında yargı meseleye müdahil olabilir. Anlaşılan Trump, sisteme karşı başlattığı mücadelesini gitmemek üzere kurmuş! Bu tavır ciddi bir restleşmenin ürünü olabilir...
LE PEN CEZA ALDI
Romanya'da mart ayında aşırı sağcı cumhurbaşkanı adayı Georgescu'nun seçime girmesini yasaklayan bir karar verilmişti. Bu kervana yeni bir isimde eklendi sonra. Ortak gerekçe "demokratik değerlere aykırı" beyanda bulunmuş olmak... Birkaç gün önce ise Paris Ceza Mahkemesi Ulusal Birlik'in lideri Le Pen'i ikisi ertelenmek üzere dört yıl hapis cezası verdi. Cezaya ek olarak da Le Pen'in beş yıl boyunca kamu görevi yapmasını yasakladı. Son üç seçim gerek kendisi gerek partisi yükselişte olan Le Pen 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaydı ve Devlet Başkanı Emmanuel Macron'un çekindiği bir isimdi. Marine Le Pen ile 24 parti üyesi, parti çalışanlarına ödeme yapmak için AB fonlarından aldıkları parayı zimmetlerine geçirmekle suçlanıyorlar.
ORTAK NOKTA...
AB'de ilk olarak değerlendirebileceğimiz düzeyde bir durum bu. Başkan adaylığı konusunda aşama kat etmiş kimselerin önüne bir biçimde siyasi yasak getirilmesi. İki isimin de ortak noktası "aşırı sağcı" olmaları ve bir "tehdit" olarak görülmeleri. Daha ilginç olanı ise Türkiye'deki gelişmeler ile kronolojik olarak tesadüf etmesi. Ama objektif yazarlara(!) göre Fransa ve Romanya'da hukuk var Türkiye'de yok(!)...İşin aslı ne biliyor musunuz? Hukuki olayların siyasi sonuçlarını konuşmak yerine "olguların gerçekliğini" konuşmak gibi eğilimimiz ya da yüzleşmeye cesaretimiz yok... Beklemek, tablonun netleştiğini görmek ve sonra konuşmak lazım hele de yolsuzluk meselelerinde...
SURİYE ANAYASASI...
Geçtiğimiz haftalarda Suriye'de geçici anayasa yürürlüğe girdi. Bu anayasa uyarınca da yeni hükümet kuruldu. Suriye'deki iktidar değişikliğinin çabukluğu kadar, oluşan anayasa komisyonu, ortaya çıkan anayasa taslağı ve kurulan hükümetin kurulma aşaması da hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu da sürecin zihinsel hazırlığının güçlü olduğuna işaret ediyor. Anayasa, önceki metinden çok farklı değil. Önceki "uygulamaya" bakan ancak metni bilmeyen bazı kimselerin ortaya attığı iddialarda hata var. Özellikle devlet başkanının niteliği ve uygulanacak hukukun mahiyeti bağlamında önceki kalıptan ayrılma yok...
"CUMHURBAŞKANI MÜSLÜMAN OLMALIDIR"
Geçici metindeki "Cumhurbaşkanının dini İslam'dır ve İslam hukuku (fıkıh), yasaların temel kaynağıdır. İnanç özgürlüğü güvence altındadır. Devlet, tüm semavi dinlere saygı gösterir ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alır. Ancak bu özgürlük, kamu düzenini ihlal etmemelidir." şeklindeki düzenleme Esed döneminin Anayasası ile aynı (m.3). Yani yeni bir durum değil bu kabul. Ancak şu ifadenin "dini cemaatlerin kişisel statüleri, inançlarına ve şeriatlarına uygun olarak korunur ve uygulanır" hükmü yeni ve önemli.
Suriye'nin bu anayasa taslağına bir sonraki yazıda daha geniş değineceğim zira siyasal yorumlar yapılırken Suriye'nin kurucu metnin bilinmesinde fayda var!