Şahıs, suç örgütü yöneticisi, suç örgütüne üyelik, irtikâp, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçlarından tutuklandı.
Bir hukukçudan elinde çok güçlü deliller olmadan bir sanık hakkında suç örgütü lideri demesi beklenmez.
Şahıs hakkında bu ifade kullanıldığına göre çok güçlü deliller tespit edilmiş olmalı.
Bu gerekçeyle tutuklanmış olan birine partisinin sahip çıkması ise manidardır.
Bu tür yolsuzlukla yargılanan birini savunanlar ya siyaset bilmiyorlar demektir ya da o suçun ortaklarıdır!
Her ikisi de mümkün.
CHP yönetiminin bugünkü konumunu o şahsın desteğine borçlu olduğunu artık herkes biliyor.
Çünkü kurultay şaibesini partinin eski genel başkanı, eski belediye başkanı ve gençlik kolları başkanları söylüyor ve bizzat CHP'liler yargıya şikâyette bulunmuş.
Normal olan hakkında yolsuzluk iddiaları bulunanlar hakkında parti yönetiminin araştırma yapması ve gerçeklik payı varsa ondan bir şekilde kurtulması gerekir.
CHP yönetimi tam tersini yapıyor.
Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonuna karşı savunma pozisyonu alıyor.
Ve bu operasyonun iktidarın yargı eliyle güçlü muhalif cumhurbaşkanı adayından kurtulma ve seçimle kazanılan başkanlığa el koyma hamlesi olarak yorumluyor.
Ve de iktidar partisinden seçilen başkanlara benzer işlemler yapılmadığını sorguluyor.
Şahsın seçim kazanacak güçlü aday olduğu iddiasını zaten kendi partisi kabul etmiyor. Ankara belediye başkanı demiyor mu, '52 ankette halkın desteklediği en güçlü aday olarak ben çıkıyorum.' diye?!
Ayrıca, gelinen noktada iktidar seçimle gelen partinin elinden başkanlığı almadığı görülüyor. İBB başkanı teröre destek gerekçesiyle tutuklanmadığı için yarın Çarşamba günü İBB meclisinde üyenin biri başkan vekili seçilecek.
Meclis çoğunluğu CHP'nin elinde olduğuna göre yine CHP'li biri seçilecek.
Demek ki iktidar belediye başkanlığını CHP'nin elinden almak için yargıya baskı yapmamış. Eğer iddia ettikleri gibi olsaydı yargının terörden tutuklamasını sağlar ve kayyum atardı.
İktidar partisinin başkanları kayırılıyor, onlara benzer muamele yapılmıyor iddiası da tamamen içi boş bir iddiadır.
Çünkü geçen dönemin (2019-2023) belediye başkanları aleyhine yapılan incelemelere bakıldığında büyük çoğunluğunun iktidar partisinden seçilmiş olan başkanlara yapıldığı görülür.
Mesela AK Parti'den seçilen Diyarbakır Bağlar Belediye Başkanı H. B. Hakkında bir müteahhitten ruhsat ve imar izni için rüşvet aldığı gerekçesiyle açılan davada polis evine baskın yapmış, 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.(Temmuz 2024)
Benzer bir olay iktidar partisinden seçilen Erzurum Horasan Belediye Başkanı hakkında yolsuzluk iddiası üzerine partisi görevinden istifa ettirmiş, bakanlık soruşturma yürütmüş ve savcılık tutuklamalar yapmıştır.(Kasım 2023)
CHP'nin yeni yönetimi maalesef yankı odalarından çıkamadıkları için ya Türkiye gerçeklerini görme özürlü hale gelmişler ya da görmek istemeyen bir anlayışa sahipler!
Milletin akçalı ilişkilerden hazzetmediğini ısrarla görmezden gelen ve mağduriyet çığlıkları atan CHP yönetiminin, içine düştükleri krizi halkı sokağa dökerek atlatmaya çalışmaları da bir sonuç doğurmayacaktır.
Çünkü sokağa döktükleri kitleler polise baltayla saldırıp üzerine asit atarak hem 123 polisi yaralayıp hem de mağduriyet çıkaramazlar.
Dahası cami avlusunda alkol alarak, cami duvarını kirleterek ve tarihi mezar taşlarını kırarak mağduriyet rolü oynayamazlar.
Sokak çağrısıyla kaos için fırsat kollayanlara imkan vererek milletin takdirini kazanamazlar. Bakanlığın yaptığı açıklamadan anlaşılıyor ki, tutuklanan binden fazla eleman arasında kimi terör örgütü üyesi militanlar da şiddet olaylarına karışmışlar!
Sokağa çağrı yolu yol değil.
Başkan Erdoğan'ın söylediği gibi o sokak çıkmaz sokaktır!
Merhum Erbakan hoca dört kez partisi kapatıldığı halde kimseyi sokağa çağırdı mı?
Başkan Erdoğan da şiir okuduğu için haksız yere mahkûm edildiğinde kimseyi sokağa çağırmadı.
Ama onu sevenler Türkiye'nin dört bir köşesinden İstanbul'a gelerek ona destek verdiler. Polise saldırmadılar, cami duvarını kirletmediler mezar taşlarına dokunmadılar.
Evet, Başkan Erdoğan kimseyi sokağa çağırmadı gitti Pınarhisar'da yattı.
Ona çeyrek asırlık iktidar kapılarını onun bu kişilikli duruşu aralamış oldu.
Yolsuzluğa karşı tavır almaları gerekirken halkı sokağa indirmeye çalışmak acemilik değilse siyaseten batağa girmek demektir.
Polise baltayla ve üzerine asit dökerek taş atarak yapılan eylemlerden zararlı çıkan taraf CHP olur. Ki halk bu kaos çağrısına prim vermez vermedi de.
Önseçim tiyatrosu sandıklarının yanına halkın oy kullanması için kurdukları sandıklardan 11 milyon oy çıktığı iddiası da tiyatronun başka bir sahnesi.
Kimin nasıl oy kullandığı belli olmayan ve sadece kendi denetimlerinde yapılan bu oylama sonucunu önce taraftarları 20 milyon diye açıkladılar, sonra çok abarttıklarını anlamış olmalılar ki11 milyona düşürdüler.
Hani insanın aklına şu da gelmiyor değil.
Meydanlarda ne kadar bağırsalar da CHP genel başkanı da Ankara belediye başkanı da içten içe seviniyor olmalılar.
Birincisi onun gölgesinden kurtulduğu için ikincisi de adaylıkta önü açıldığı için!
Hulasa, CHP millete hizmet yerine milleti kendi batıcı zihniyetine teslim etmeye memur seküler bir zihniyetin siyasi versiyonudur.
Bu millete ondan hayır geldiği varit değildir!