Küresel denklemde karşımıza çıkan tablo bölgemizi sarsacak gelişmelere gebe. ABD-Rusya ilişkileri yeni bir döneme girerken Avrupa'nın güvenlik kaygıları giderek köpürtülüyor.
Ankara-Vaşington ilişkilerinde atılan adımlar ve Avrupa'da yükselen Türkiye ilgisi dikkat çekiyor. Ankara'nın mevcut durumdan hangi kazançları edineceği ve hangi riskleri göğüsleyeceği yakında belirgin hale gelecek. Çok kritik bir dönemden geçtiğimiz muhakkak.
Batı cephesinde öncelikler farklı olsa da başat aktörlerin Rusya'yı Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de durdurmak, İran'ı Orta Doğu'da etkisiz hale getirmek, Doğu Avrupa'nın savunma hatlarını tahkim etmek öne çıkıyor.
18 Mart'ta Rand.org'da yayınlanan analizinde Rebecca Lucas Ankara'nın özerklik talebini rasyonel buluyor. "Türkiye kendisini bağımlı bir NATO üyesi değil, bağımsız bir güç olarak görmektedir ve liderleri kendi ulusal çıkarlarına en iyi hizmet edecek anlaşmaları yapmaya devam edeceklerdir. NATO bu gerçeğe direnmek yerine ondan yararlanmanın yollarını bulmalıdır." Ankara'nın Erdoğan döneminde belirgin hale gelen jeopolitik gücünü vurgulayan Lucas, AB ilişkilerine yeni bir form verilmesini öneriyor.
"NATO-Türkiye ilişkilerindeki en büyük engellerden biri, AB üyeliği konusunda süregelen sorundur. Hiç kimse Türkiye'nin AB'ye katılacağına ciddi olarak inanmıyor, ancak iki taraf da bunu resmen kabul etmek istemiyor. Bu belirsizlik kızgınlık yaratıyor. NATO liderleri hiçbir yere varmayan diplomatik bir dansı sürdürmek yerine gerçekleri kabul etmelidirler: Türkiye'nin geleceği İsviçre, Norveç ya da Birleşik Krallık gibi Avrupa ile yakın ama bağımsız bir ortaklıkta yatmaktadır." (R.Lucas)
Batı cephesinde ABD-Avrupa çatlağını derinleştiren Trump, aslında çevreleme politikalarından vazgeçmiyor. Moskova-Kiev savaşını durdurabilecek tek lider olan Trump, Ukrayna'nın nadir elementlerine göz koyarken Rusya'yı Karadeniz'de ve Doğu Akdeniz'de hapsetmek istiyor.
Çin'in bölgedeki stratejik partneri İran da hedefte. Bunu destekleyen Tel Aviv ve Körfez, Şam'da kurulan yönetime muhtaç durumda. 2015 sonrası SDG'yi İran'a müdahalede kullanmak için büyüttüler. Fotoğraf çok net. Böyle kritik bir süreçte Ankara adımlarına dikkat ediyor. Ankara için Moskova ve Tahran'la karşı karşıya gelmeden bu süreci atlatabilmek hiç kolay değil. Hassas süreç içerde sağlam bir cepheyi zorunlu kılıyor. İçerde olup bitenler ise karşımızdaki riskleri göğüslerken bir yumuşak karın olmamalı.
Hançeri Arayan CHP?
CHP yönetimi küresel kavgadan kısmen habersiz içerde yumruklaşıyor. Özgür Özel BBC'ye verdiği mülakatta İngiltere Başbakanından yardım istiyor. Oysa uzun yıllar CHP'nin rotasına dışardan müdahale edenler kendi iç siyasetlerinde can çekişiyor.
Çetin Altan "Batı'da düello Doğu'da pusu geleneği vardır" diyordu. Bu tespiti oryantalist bir bakış olarak görebilirsiniz ama hakikat payı yüksek. Üstelik Batı'daki taht kavgalarında oğul babayı ortadan kaldırır, Doğu'da ise baba oğlu. 2023 seçimlerine giderken Kılıçdaroğlu baba rolündeydi ama kongre sürecinde hançerlendiğini söyledi. Bugünlerde o hançer yer değiştirmişe benziyor. Artık İstanbul'da yaşananları siyaseten kapatmak ve yargı mensuplarına emanet etme zamanı. CHP, hançerli kurultayları mazide bırakıp bölgede ve dünyada karşılaşacağımız risklere odaklanmak zorunda. İç cephe sağlam hale gelmez ve CHP sistem tıkayan ana muhalefet partisi olursa önümüzdeki aylar topyekûn çıkarlarımızı riske atacaktır.