Yahu ne hikmetse, gençleri "hadi sokaklara!" diye gazlayıp, ardından "ah vah, gözaltına aldılar" diye timsah gözyaşları döküyorlar.
Yahu sen değil miydin bunları sokağa süren?
Sonra da feveran ediyorsun.
Bu ne cüret, bu ne pespayelik?
Gençleri kendi emellerine, kendi çıkarına alet edip sonra da ortada bırakmak, kelimenin tam manasıyla bir dalavere değil de nedir?
CHP ve onun borazanlığını yapan sanat sepet, medya tayfası, gençleri "özgürlük" masalıyla heder etme hususunda acımasız! Padişah fermanı misali "haydi sokağa!" diye buyuruyorlar, gençler arasına karışmış militanlar da "demokrasi mücadelesiymiş" diye çıkıp meydanda eteklerindeki taşı döküyor.
Hududu aşanlar gözaltına alınınca da "bakın, bakın zulmediyorlar!" diye kendi yaktıkları yangına ağlıyorlar.
Yahu nerede sizin mertliğiniz?
Gençleri ortaya atarken iyiydi, şimdi niye ortalıkta yol yordam göstermiyorsunuz?
Necip Fazıl, "Maskeli Balo" derken şu anki manzarayı resmen görmüş mübarek.
Koca koca yalanlarla gençleri kandıranlar, kalkan yapıp onların arkasına saklanıp maske takması tam da o "balo"nun bugünkü versiyonu işte.
"Hak, hukuk!" nutukları atanlar, kendi yöntemlerinin ne kadar hukuka uygun olduğunu hiç düşünüyor mu?
Cemil Meriç'in "kör dövüşü" yaşanıyor. Efkâr-ı umumiyeyi yanlış haberlerle, ajitasyonla, kışkırtmayla meşgul edip ortalığı toza dumana boğmak... Kimse gerçeği konuşmasın, kimse hakikati sormasın, sadece "vah tüh" deyip ağlaşsınlar.
Tam bir acziyet, tam bir tiyatro!
Ayaküstü desiseyle, algı yönetmenin kitabını yazmaya çalışıyorlar. Yersen!
Efendim, "Biz mağduruz." İyi de bu gençlerin gözaltına alınmasına sebep, sizin o sinsi çağrılarınız, kışkırtıcı söylemleriniz değil mi?
Kendi elinle ateşi yak, sonra da yangından şikâyet et! Pes vallahi.
Sait Halim Paşa, toplumsal çalkantıların kaynağı olarak "milletin öz değerlerinden koparılmasını" gösterir.
Gençlere ne diyorlar? "Hadi sokağa, hadi direnin, hadi barikat kurun..." Bu mudur "Öz değerimiz?"
Kadim kültürümüzde gençlik, milleti yüceltmek, ilim irfan peşinde koşmak için gayret sarf eder. Yoksa üç beş siyasi şovmenin elinde kukla olup sağa sola saldırmaz.
Ama maalesef, gençlerin saf duyguları "siyaset" adı altında manipüle ediliyor. Yazıktır, günahtır.
Bir de bu işler olurken, aklı sıra dalga geçer gibi, "Bakın biz onları cezaevinde de yalnız bırakmıyoruz" diye ziyaret turları yapıyorlar. Aman ne büyük fedakârlık!
Sanki paparazzi ordusuyla oraya gidip, flaşlar patlaya patlaya poz verince o gençler kurtulacak.
Yahu siz önce o gençleri sokağa sürmeyin, samimi misiniz değil misiniz, oradan belli olur. Başka söze hacet yok.
CHP ve medyası, politik şov peşinde, gençlerin enerjisini harcayarak, kendi menfaatini kovalamakta.
Ortada bir "vizyon" var mı? Yok.
Bir "prensip, ahlak, feraset" var mı? Yok.
Şapkadan tavşan çıkarma gayretkeşliği...
Necip Fazıl'ın bahsettiği "tohum ekmek" meselesi de tam burada anlam kazanıyor.
"Yanlış tohum ekersen, bitecek mahsul de kelek olur" misali, gençlerin zihnine nefret ve öfke tohumları saçarsan sonunda senin hasadın da hezeyan olur.
Eceli gelen itin cami duvarına işemesi misali...
Topluma önderlik edecek gençliği böyle harcamak, kendi ayağına sıkmaktır. Çünkü bir gün o gençlik gözünü açacak, "yahu biz nasıl kandırıldık" diyecek ve hakikati görünce de kim olduğunuza bakmadan geçecek.
Maskeler düşecek, balonlar patlayacak. İşte o vakit, gençleri istismar edenler de o patlak maskelerin ardında rezil rüsva olacak.
Biz şimdiden ikaz edelim de...!