İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde 100 kadar kişi çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği ve terör örgütüne yardım etme iddiasıyla önce gözaltına alındı. Savcılıktaki ifadelerinin ardından Ekrem İmamoğlu ve sağ kolu olarak bilinen Murat Ongun, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Ahmet Köksal, Ali İlbak, Adem Tuncay, Ali Nuhoğlu, Alper Aydın, Mete Sarısaltun, Kültür A.Ş Müdürü Murat Abbas, Kamil Timur Delibaş, Eyüp Subaşı, Serdal Taşkın, Serkan Öztürk, Mustafa Nihat Sütlaş, Süleyman Atik, Ahmet Çiçek, Yusuf İlbak, Servet Yıldırım, Serdar Haydanlı, İPA Başkanı Buğra Gökçe, Ertan Yıldız, İmamoğlu İnşaat A.Ş Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın aralarında bulunduğu 50'den fazla kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Atılı suçların yer aldığı dosya oldukça kabarık. Tutuklu yargılama tahmin ediliyordu. Elbette itirazlar edilecektir. Savunma en kutsal haklardan birisi. Ancak bu denli vahim iddialar varken CHP açısından yapılması gereken herhalde halkı sokağa çağırmak olmamalı. Atılı suçlar, halkı sokağa çağırarak ört bas edilecek gibi değil. CHP bu ayıbı taşımamalı.
***Özgür Özel ise günlerdir otobüslerin tepesinde kalabalıkları orkestre ediyor. İmamoğlu ile çatışan taraflardakiler de dayanışma pozu veriyor. Çünkü şartlar bunu gerektiriyor. Özgür Özel'in bir an evvel olağanüstü kurultay yapma çabası, kendisinin genel başkan seçildiği kurultayın iptal edilme ihtimali. Ki bu ihtimal hiç de düşük değil. Zira CHP içinden kurultayın şaibeli olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvuranlar oldu. Kemal Kılıçdaroğlu bizzat kurultay için "şaibeli" ifadesini kullandı. İmamoğlu'nun delegeleri telefon hatta ev gibi büyüklü küçüklü taltiflerde Özgür Özel lehine oy kullandırdığı iddiası hükümete değil CHP'lilere ait. Dolayısıyla söz konusu süreç biraz da CHP üzerindeki İmamoğlu vesayetinin yarattığı rahatsızlığın bir neticesi.
***CHP cenahında soruşturmayı "darbe" olarak niteleyenler var. Onlara göre yolsuzluk iddiasının arkasında durmak gerekiyor herhalde. Soruşturmanın siyasi olduğu, hukuk eliyle siyasetin dizayn edildiğini iddia ediyorlar. Şayet böyle ise bunu göstermenin bir yolu var, o da güçlü bir savunma ortaya koymak. Toplamda yarım trilyondan fazla bir paradan söz ediliyor. Havsalamızın almayacağı, neye tekabül ettiğini kestiremeyeceğimiz büyüklükte bir paradan bahsediyoruz. Gerçekten de bu, İmamoğlu'na karşı bir operasyon ise bir avukat ordusuyla İmamoğlu ve arkadaşları kendilerini savunabilirler. Ve buradan güçlenerek çıkarlar. Yok öyle değilse bu vesileyle CHP, İBB'nin paralarıyla CHP'yi dizayn eden birinden kurtulmuş olur.
***İddianame ve ifade okumak gerçekten zordur. Çoğunlukla çok uzun olurlar, gereksiz bölüm fazla olur. Çok fazla yazım hatası vardır. Ama gazetecilerin bunu yapması gerekir. İmamoğlu'nun ifadesini okuduğunuzda Saraçhane'deki kalabalığı anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Yolsuzluğu da savunmazsınız diyorsunuz. Peki bunca insan hangi motivasyonla orada toplanıyor. Gerçekten İmamoğlu'nun masum olduğunu mu düşünüyorlar.
Değil tabii ki. Siyasi hasımlaşma böyle bir şey işte. Doğruların açığa çıkmasına gerek görmezsiniz. Haklı çıkmak haklı olmaktan daha önemlidir.
İmamoğlu göreve ilk geldiğinde Yenikapı Meydanında araba şovu yapmıştı. İBB'nin hizmet araçlarını ne var ne yok toplayıp sanki hepsi makam aracıymış gibi bir algıyla, "israfı bitirdik, hizmeti getirdik" diyerek büyük bir algı çalışması yapmıştı. Aradan bir yıl geçmeden daha fazla aracı İBB bünyesinde kiraladılar.
Yatırım bütçesini reklam bütçesinin altına çektiler. İBB'yi CHP içinde güç kazanmak için adeta bir finans kaynağı olarak kullandılar. İstanbullunun parasını kendi siyasi ikballeri için tasarruf ettiler. İmamoğlu ve ekibine yöneltilen suçlamalar kesinleşirse şayet, İSKİgate'ten daha büyük bir skandal olarak tarihe geçecek. Ve ne yazık ki "Saraçhane ruhu" diye köpürtülen şey yolsuzluk savunusunun kılıfı olarak anılacak.