Cumhurbaşkanı Erdoğan dün AK Parti grubuna hitaben yaptığı konuşmada, bir haftadır CHP'yi silkeleyen yolsuzluk dosyalarını değerlendirirken "turpun büyükleri heybede" deyince kulisler aniden hareketleniverdi.
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve 2028 seçimleri için cumhurbaşkanı adayı olan yani muhalefetin kendisine çok itimat edip pek çok bel bağladığı Ekrem İmamoğlu hırsızlık yolsuzluk dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı suçlardan tutuklanmıştı, daha ne olsundu?
Üstelik tutuklanmayı gerektiren dosyadaki iddialar öyle büyük, maddi deliller öyle kuvvetli ki bundan büyük turpları merak etmemek imkânsız.
Konuşulanlara bakılırsa torbadaki turplar yine İstanbul'la bağlantılı. Zaten Erdoğan da "başı İstanbul'da olan ahtapotun kollarının nereye uzandığını göreceğiz" diyerek suç mahalline dair lokasyon vermişti.
Ne olabilir diğer kollar, nereye uzanabilir?
KİŞİSEL VERİLERİMİZ KİMLERE SATILDI?
Konuştuğum kişilerin ortaklaştığı birkaç nokta var.
İlki, dosyanın "milli güvenlik meselesine" dönüşme ihtimali. İBB'ye emanet edilen 16 milyon İstanbullunun kişisel verilerinin hukuksuz şekilde ele geçirilmesi Cumhuriyet Başsavcılığının iddiaları arasında vardı zaten.
Dikkat çekilen yeni durumda bu verilerin kopyalandıktan sonra yine hukuksuz biçimde kullanılması ihtimali güçleniyor.
1) Kişisel verilerin maddi kazanç karşılığında reklam ve tanıtım amaçlı pazarlanması.
2) Kişisel verilerin yabancı istihbarat örgütlerinin eline geçmesi.
3) Veriler üzerinden İstanbullu seçmenin tercihlerinin belli bir yönde değiştirilmesi, siyasi güdüleme.
Bu ihtimallerin savcılık iddiasına dönüşüp dönüşmeyeceğini bilmiyoruz. Ama şunları biliyoruz.
İMAMOĞLU VERİ KOPYALAMA EMRİ VERMİŞTİ
Hatırlarsanız Ekrem İmamoğlu'nun 2019 yılında koltuğa oturur oturmaz imzaladığı ilk talimatlardan birisi İBB'nin dijital verilerinin kopyalanması talimatıydı. Tepkiler artınca teftiş kurulunun itirazıyla talimat kaldırıldı dendi o vakitler. Ama uyuldu mu ya da talimatla iptal arasındaki sürede zaten kopyalanmış mıydı bilmiyoruz.
Bunu aklımızda tutalım, son somut gelişmeye bakalım.
İmamoğlu gözaltındayken sosyal medyaya bir ses kaydı düştü. Kayıtta şu an tutuklu bulunan Medya AŞ genel müdürü Murat Ongun'un da olduğu bir ortamda –muhtemelen bir toplantıda- kopyalanan veriler ve telefonlara indirilen İBB uygulamaları aracılığıyla İstanbullu seçmenin Ekrem İmamoğlu'na oy vermeye ikna edilmesine ilişkin siyasi mühendislik planlamaları yapılıyor.
Dolayısıyla turpun büyüğü bu olabilir.
KENT UZLAŞISI KANDİL'LE UZLAŞI MI?
Bir diğeri ise terör bağlantısı olabilir.
Malumunuz, İmamoğlu'nun kuvvetli suç şüphesiyle soruşturulduğu bir diğer konu terör örgütüne destek ve işbirliği mevzu. Uzmanlar dosyanın güçlü olduğunu, hakkında tutuklama kararı çıkmamasının nedenini suçsuz olması değil zaten yolsuzluktan tutuklu olduğu için ikinci bir tutuklama kararı verilmesinin gereksizliğine dayandırıyor. Diyelim ki İmamoğlu hakkında yolsuzluktan tutuklama sonlandırıldı terör dosyasından tutuklanacağı söyleniyor.
PKK-KCK'nın "kent uzlaşısı" diye tanımladığı CHP ile seçim ittifakı mevzuunun açık somut bir gerçekliği var. O da 31 Mart yerel seçimlerine az bir vakit kalana kadar CHP-DEM (PKK diye okuyunuz) arasında görüşülen ama netleşmeyen "kent uzlaşısı" kamuoyuna bu netlikte ifade edilmedi.
Ama iki partinin işbirliği sahada kendini gösterdi. Buna göre CHP Esenyurt'ta ve Güngören'de önceden açıkladığı adayları geri çekti. DEM'in CHP'den Esenyurt'u özellikle istediği biliniyordu ve aslen DEM'li olan, bir süredir CHP içinde bekletilen Ahmet Özer CHP'nin belediye başkanı olarak ilan edildi ve DEM oylarıyla başkan seçildi. DEM parti de ittifak çerçevesinde İzmit'te, İstanbul Tuzla ve Eyüp Sultan'da adaylarını CHP lehine geri çekti. CHP'nin DEM'e belediye başkan yardımcılığı, belediye meclis üyeliği verdiği biliniyordu. Zamanla bu isimler doğrudan Kandil'e giderek, teröristlerle irtibatlarını devam ettirerek CHP ile Kandil arasında bir köprü oluşturdu. CHP belediyelerinin terör örgütlerine kaynak aktardığına dair iddiaları ve soruşturmaları da hatırlamakta yarar ver.
Velhasıl bu trafiğin detayları ve boyutları soruşturma dosyasında büyüyor olabilir.
AHTAPOTUN KOLU 13. KATA ULAŞIR MI?
Bir diğeri işin CHP Genel Merkezine uzanma ihtimali.
Zira bütün bu yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, parayla delege satın alma iddialarının başladığı yer CHP İstanbul il binasının alınması öncesi. Görmeyen yok ama hatırlatalım. Malum, İmamoğlu'nun adamlarının da aralarında bulunduğu kişiler çantalar dolusu paradan kule yapması hadisesi.
O bina bu paralarla alındı ama CHP il yönetimi de (Canan Kaftancıoğlu) genel merkez de (Kemal Kılıçdaroğlu) paradan ve olaydan haberdar olmadığını söylediler. İstanbul kurultayındaki şaibelerin de başlangıç noktası burası.
Öte yandan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesinin ardından kendilerine "değişimci" diyen, başlarını İmamoğlu'nun çektiği, Özgür Özel'in de aralarında bulunduğu grup çevrimiçi gizli toplantılar yapmış ve genel başkana indirecekleri hançeri bileylemişlerdi.
Devamında ayını ekip 38. Kurultayda İstanbul'dan getirilen paralarla delegelerin Kılıçdaroğlu aleyhine oy kullanmasını sağladılar. En azından herkesin bildiği sır böyle. Hatta Özgür Özel'in daha düne kadar İmamoğlu'nun yanında el pençe durmasının nedenini koltuğunu satın alan kişiye duyduğu minnete bağlayanlar hiç az değil.
Dolayısıyla Özel'in karanlık para, kirli oy ve şaibeli kurultay mekanizmasından habersiz olmasını beklemiyor kimse. Buna dair CHP'lilerden birinin tanıklığı, bir ses kaydı yahut maddi delil ortaya çıkması, ahtapotun bir kolunun da CHP genel merkezinin 13. katında çıkması olur ki, bu CHP'nin kurumsal olarak da yıkımı anlamına gelir.