5 Nisan 2025 Cumartesi / 7 Sevval 1446

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz canlı yayında açıkladı: Baştan beri yanlış bir çağrı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in İBB'deki yolsuzlukları örtbas etmek için başlattığı ve Türkiye'nin ekonomisini hedef alan 'boykot' çağrısına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 'Boykot sorumsuz siyaset ürünüdür. Ekonomiyi hedef alan bir çağrıydı, başından beri yanlıştı' dedi.

HABER MERKEZİ5 Nisan 2025 Cumartesi 10:50 - Güncelleme:
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz canlı yayında açıkladı: Baştan beri yanlış bir çağrı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, CNN Türk'te katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Özgür Özel'in 'boykot' çağrısına tepki gösterdi. Söz konusu boykotun sorumsuz siyaset ürünü olduğunu söyledi.

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sonrası protesto olaylarına ilişkin Yılmaz, "Kamu düzenini bozmadan, şiddete yönelmeden, hukukumuzda ve evrensel hukukta suç olarak tarif edilen eylemlere girmeden her türlü demokratik faaliyet elbette gerçekleştirilebilir. Sokaklarda şiddet olaylarına zemin hazırlayan kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir dil hiçbir şekilde demokratik bir dil olamaz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tutuklamaların, yargının güçlü deliller ve delilleri karartma ihtimali gördüğünde başvurduğu bir yöntem olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bir yolsuzluk iddiası var. Yürüyen bir soruşturma var. 'Hiçbir şeye ben cevap vermem, hiçbir şeyi kale almam. Hukuki hiçbir argümanla karşı çıkmam. Tamamen siyasi bir alana bunu çekerim.' gibi bir anlayış var. Bunu da gördüğünüz zaman ister istemez şu soruyu sormak durumundasınız: Demek ki hukuki süreçlerde kendinize, hukuki argümanlarınıza güvenmiyorsunuz ki olayı tamamen siyasi bir alana çekme gayreti içindesiniz. Yargı bunu ciddi görüp üzerine gitmişse yapmanız gereken hukuki olarak bu argümanları çürütmeye çalışmak, hukuki olarak burada haklılığınızı ortaya koymaya çalışmaktır."

Yılmaz, İBB yönelik terör soruşturması kapsamında tutuklu bulunan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat'ın sağlık durumunu ve yaşanan süreci de değerlendirdi.

"Suç ne olursa olsun, bir kişinin hukuk önündeki konumu ne olursa olsun, devlete, kurumlarına düşen insanların hayatını, sağlığını korumaktır." diyen Yılmaz, Polat'ın hastaneye sevk edildiğini, büyük bir tıbbi müdahale gerçekleştirildiğini anlattı.

Yılmaz, ardından bu şikayetlerin sürdüğü ifade edildiği için tekrar Adli Tıp Kurumuna müracaatın söz konusu olduğuna dikkati çekerek, "Dolayısıyla 'Adli Tıp'a gidecektir.' diye düşünüyorum. Adli Tıp, sağlıkçılar ne karar verirlerse o yönde de işlem yapılacaktır. İşlediği suç ne olursa olsun, hapishanelerde olanlar devletimize emanettir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin sokak gösterilerinde şiddet ortamlarına yönlendirilmesine karşı çıkarak bunun sorumsuz bir siyaset anlayışı olduğunu dile getirdi.

"İzin alırsınız, belli bir ortamda toplanırsınız, protesto edersiniz, fikirlerinizi ifade edersiniz. Bununla ilgili hiçbir tartışma söz konusu değil ama sokakların terörize edilmesi kabul edilemez." diyen Yılmaz, çocukları böyle ortamlara sevk edip sonra da timsah gözyaşı dökenlere prim vermemek gerektiğine inandığını kaydetti.

Yılmaz, son gelişmeler üzerine ekonomi yönetiminin gerekli mesajları verdiğini, tüm kurumların koordinasyon içinde önlem aldığını dile getirerek, "Dolayısıyla bir etkilenme var ama bu etkilenme daha çok finansal piyasalarda beklentiler üzerinden, risk algıları üzerinden oluşan bir etkilenme. Bu da kısa vadeli. Bunun etkilerinin ben çok abartılmaması gerektiğine inanıyorum." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin rezervlerinin güçlü olduğunu, kurda yaşanan hareketliliğin dış ticaret açısından bakıldığında götürüsü kadar getirisi olduğunun altını çizen Yılmaz, önemli olanın programın ana çerçevesi ve istikameti olduğunu bildirdi.

"BOYKOTUN TUTMADIĞINI SÖYLEYEBİLİRİZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2 Nisan'daki boykot çağrılarının ekonomiye etkisini değerlendirerek, "BKM (Bankalararası Kart Merkezi) verilerine baktığımızda, çarşı pazara baktığımızda böyle bir etkilenme söz konusu değil. Boykotun tutmadığını söyleyebiliriz." dedi.

Çağrının başından itibaren yanlış olduğuna işaret eden Yılmaz, "Siz, ekonomiyi hedef alıyorsunuz. 'İktidara zarar vereceğiz.' derken bütün ülkeye, milli menfaatlere, ekonomiye zarar verir bir pozisyona düşmüş durumdasınız." diye konuştu.

Yılmaz, boykot ettiklerinin milletin ve 85 milyonun ekonomisi olduğunu, boykot çağrılarının muhalefet içi çekişmelerden kaynaklandığını söyledi.

Merkez Bankasının rezervlerinin yeterli seviyede olduğunu, bir miktar kaybın yaşandığını fakat kritik eşiğin altına düşmediğini dile getiren Yılmaz, "Merkez Bankası, rezervlerini kullandığı zaman bunlar buharlaşmıyorlar. Böyle hesap yapanlar var. 'Yaktı' diye ifade kullananlar var. Sanki buharlaştı gitti. Karşılığında sonuçta TL alıyor. Onu da değerlendiriyor. Yarın konjonktür farklı olduğunda dönüp tekrar bunu rezerv birikimi için kullanabilecek durumda. Yakma, buharlaşma değil bir şeyin başka bir şeye dönüşümü söz konusu." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "yabancı yatırımcıların temkinli davrandığı, Türkiye piyasalarından çekildikleri" iddialarının sorulması üzerine, "Niye yabancılar çekildiler? 'Gezi benzeri uzun vadeli bir kargaşa olur mu ülkede?' endişesi oluşturuldu. İşin özü bu yani 'İş, ekonomik olmaktan ziyade güvenlik açısından kötümser bir sürece dönüşebilir, Gezi benzeri güvenlik sorunu mu olur?' diye bir endişe oluştu. Bunun böyle olmadığı kısa sürede zaten görüldü." diye konuştu.

Fransa'nın başkenti Paris'te katıldığı "Ukrayna için barış ve güvenlik" konulu toplantıda sadece Ukrayna'nın değil Avrupa'nın da geleceği ve güvenliğinin konuşulduğunu aktaran Yılmaz, geçmişte Türkiye'yi bu toplantılara uzun süredir davet etmediklerini söyledi.

Yılmaz, hem güvenlik hem de ekonomik açıdan Avrupa ile Türkiye arasındaki diyaloğun yeniden başladığını görmenin gerçekten sevindirici olduğunu belirtti.

Başlayan diyalog sürecinin her düzeyde devam etmesi gerektiğine inandığını dile getiren Yılmaz, vize kolaylığından Gümrük Birliği'ne her alanda ilişkiler için yeni bir fırsat oluşmuş göründüğünü kaydetti.

Yılmaz, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona ermesi için ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin bu yöndeki çabalarını, öncelikle ateşkesin sağlanmasını, sonra da kalıcı barışın oluşması yönündeki çabalarını desteklediklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'le çok iyi diyaloglarının olduğunu, Türkiye olarak barışçı çözüm oluşması için her türlü katkıyı verdiklerini söyledi.

"AMERİKAN PAZARI AÇISINDAN ŞU AN İTİBARIYLA BİZİM AVANTAJIMIZA GİBİ GÖRÜNÜYOR"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "ABD'de Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde açıkladığı gümrük tarifeleri ve başlattığı ticaret savaşında konumlandığı nokta, Türkiye için bir avantaj penceresi açar mı?" sorusu üzerine, ABD'nin farklı bir tavır sergilediğini, herkesin de kendi ulusal menfaati için adım attığını, çok aktörlü küresel kurallar siteminin ciddi zayıflama sürecine girdiğini gördüklerini dile getirdi.

Bu geçiş süreçlerinin risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği dönemler olduğunu, hem bölgedeki hem de küresel düzeydeki gelişmelerin iç bünyeyi çok daha güçlü tutmaları gerektiğini ortaya koyduğunu anlatan Yılmaz, şunları dile getirdi:

"Sayın Trump'ın son aldığı kararlar çok çok önemli. Başka ülkeler buna nasıl reaksiyon gösterecek? Avrupa Birliği, Çin, diğer ülkeler... Bunu iyi takip etmemiz gerekiyor. Karşılık verme kararı aldılar. Trump da 'Müzakereye açığım.' dedi. Bu müzakereler ne olacak? Sonuçlarını takip etmemiz lazım. İlk aşamada tablo şöyle: Türkiye'ye işte yüzde 10 gibi en düşük oranda bir tarife söz konusu. Bu, Amerikan pazarı açısından şu an itibarıyla bizim avantajımıza gibi görünüyor. Yine demir çelikte, alüminyumda zaten bir tarife vardı. Başkalarına da getirince orada da bir eşitlenme oldu. Bu da bizim lehimize oldu ama şunu da unutmamamız lazım: Bu yükselen tarifeler, diğer Amerikan pazarına mal satan ülkelerin başka pazarlara daha agresif girmelerine de yol açabilir, dolaylı etkileri olabilir. Rekabet açısından dikkat etmemiz lazım, zorlanabiliriz. Dolayısıyla yeni pazarlar aramalıyız."

Yılmaz, ABD Başkanı Trump'ın kararlarının ardından petrol ve diğer emtia fiyatlarının düştüğünü dile getirdi.

Türkiye'nin sonuçta petrole, enerjiye ve diğer emtia ürünlerine bağımlı olduğunu, ithal ettiğini onları işleyip ihraç ettiğini anlatan Yılmaz, "Bu anlamda bir olumlu etkiden bahsedebiliriz. Halen belirsizlikler, henüz netleşmemiş, bitmemiş süreçler var. Bunları yakından takip ediyoruz. Bir taraftan da bu müzakereleri yapacağız. ABD'yle 100 milyar dolar ticaret hedefimiz var. Sayın Cumhurbaşkanı'mız ile Sayın Trump görüştüklerinde bütün bu konuları mutlaka masaya yatıracaklardır." ifadelerini kullandı.

"HİÇBİR SİYASİ PARTİ TERÖRÜN GÖLGESİNDE SİYASET YAPMAMALI"

Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" sürecini başarıyla bitirmeyi temenni ettiklerini söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, İmralı'nın "PKK kendini feshetmeli" çağrısıyla devam eden süreci anlatan Yılmaz, "Şimdi top terör örgütünün sahasında, bir kongre yapıp kendilerini feshetme konumundalar. Bu süreç demokratik standartlarımızı, kalkınma standartlarımızı arttırıcı bir etki yapacak. Yeni bir atmosfer oluşacak. Biz hep şunu söylüyoruz: Hiçbir siyasi parti, terörün gölgesinde siyaset yapmamalı. Ben inanıyorum ki bu fesihle birlikte demokratik siyaset, Türkiye'de çok daha güçlenecektir. Demokratik rekabet içinde ülkemizin her türlü meselesi konuşulacaktır, tartışılacaktır. 85 milyonun lehine olan neyse o sonuçlarla yolumuza devam edeceğiz." diye konuştu.

Yılmaz, terör örgütü PKK'nın ne zaman silah bırakacağını göreceklerini ifade ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız da geçtiğimiz gün ifade etti. Çok fazla tahammülümüz yok, mutlaka en kısa sürede olması lazım çünkü bu süreçlere tabiri caizse çomak sokan çok olur. Bir an önce bu süreçlerin tamamlanmasını, hızlı hareket edilmesini arzu ediyoruz." dedi.

"HİÇBİR YABANCI GÜCÜN SURİYE'YE MÜDAHALE ETMEYE HAKKI YOK"

Türkiye'nin Suriye konusunda çok iyi bir imtihan verdiğine dikkati çeken Yılmaz, milyonlarca Suriyelinin vatanlarına geri döneceğini, orada Türkçe ve Türkiye'yi bilen ciddi bir nüfusun olacağını, dolayısıyla bunun Türkiye-Suriye ilişkilerinin geleceği adına gelecek dönemde büyük bir avantaja dönüşeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yılmaz, Suriye'deki devrimden bu yana 150 bine yakın insanın ülkelerine dönüş yaptığını anlattı.

İsrail'in sadece Filistin topraklarını işgal etmekle kalmadığına, Lübnan ve Suriye'ye dönük işgal ve müdahale politikaları izlediğine dikkati çeken Yılmaz, "Hiçbir yabancı gücün Suriye'ye müdahale etmeye hakkı yok. Uluslararası hukuk açısından da bakarsanız, Suriye'de yaşayanların herhangi bir saldırganlığı söz konusu değil. Dolayısıyla burada tamamen saldırgan olan taraf İsrail tarafı. Ben bu yanlışlardan en kısa sürede dönülmesi gerektiğine inanıyorum. Bölgemizin menfaati, istikrarlı bir Suriye'nin oluşumundan yanadır. Türkiye olarak biz Suriye'nin istikrarına, uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz. Burada uluslararası toplumun da İsrail'e çok ciddi baskı yapması gerektiğine inanıyorum." diye konuştu.

Yılmaz, yeni açıklanan enflasyon rakamları ve fahiş fiyatlara ilişkin değerlendirmesinde, 10 aydır kesintisiz şekilde enflasyon oranının gerilediğini söyledi.

"'Fiyat artışı olmuyor.' demiyoruz, oran geriliyor." diyen Yılmaz, bu 10 aylık süreçte enflasyonda 37,4 puanlık düşüş gördüklerini, bunun çok önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

"CİDDİ BİR SOSYAL KONUT SEFERBERLİĞİNE HAZIRLIK YAPIYORUZ"

Yılmaz, orta vadede yeniden tek haneli rakamlara ulaşmayı hedeflediklerine işaret ederek, ekonomi programlarına göre 2027'de bunun öngörüldüğünü dile getirdi.

Enflasyonla mücadelede gıda ve kiranın iki temel konu olduğuna dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

"Gıdada bu sene en büyük kaynağı biz sulama yatırımlarına verdik ve bu da bilinçli bir tercih. 'Sulamalarla üretimimiz artsın, arz artsın ki fiyatlar düşsün' istedik. Konut ve kirada ise ciddi bir sosyal konut seferberliğine hazırlık yapıyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Sayın Cumhurbaşkanı'mız da bunu ifade etti. Sosyal konut anlamında ama yeni bir anlayışla, eski ölçeklerde değil yeni nüfus dinamiklerimize uygun, afete dayanıklı, değişen beklenti ve sosyolojilere uygun yeni birtakım tasarımlar yapılıyor."

Millet, Özel'i ciddiye almadı! Harcamalar ikiye katlandı, 'boykot büyüyor' algısı çöktü

CHP'nin boykot kışkırtması! Kabine üyeleri tepki gösterdi: Milletimiz bu tür oyunlara gelmez

Özel'in ekonomiyi hedef alan 'boykot' kışkırtması! Başkan Erdoğan: 2 Nisan'da onların dediği olmadı