4 Nisan 2025 Cuma / 6 Sevval 1446

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan dezenflasyon mesajı: Tek haneli rakamlara ulaşıncaya kadar devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'Geçtiğimiz haziran ayında dezenflasyon dönemimiz başladı. O tarihten bugüne 28,4 puan enflasyonda bir düşüş gerçekleşti, 47,1'e kadar geriledi. Önümüzdeki süreçte dezenflasyon devam edecektir. Nihai hedefimiz elbette dezenflasyondan sonra üçüncü aşama, o da fiyat istikrarı aşaması, tek haneli rakamlara ulaşma çabamız. Tek haneli rakamlara ulaşıncaya kadar da tüm politika araçlarımızla koordinasyon içinde, kararlı bir şekilde programımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz.' dedi.

AA10 Aralık 2024 Salı 13:57 - Güncelleme:
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan dezenflasyon mesajı: Tek haneli rakamlara ulaşıncaya kadar devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Şişli'de bir otelde "Üçüz Dönüşümün Kesişim Noktası: Sermaye Piyasaları" temasıyla düzenlenen "8. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi"nde yaptığı konuşmada, Isparta'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan 6 asker ile Artvin'deki heyelanda hayatını kaybeden 4 kişiye Allah'tan rahmet, yakınları ile Türk milletine başsağlığı diledi.

Kongrenin sermaye piyasalarında yeni teknolojiler, alternatif yatırım araçları ve yeşil finans gibi alanlarda önemli perspektifler sunacağına inandığını belirten Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla finans sektörünün dönüşüm ve gelişimine 22 yıldır liderlik eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımcılara selamlarını iletti.

Kongrenin, Türk ekonomisi ve yatırımcılar için hayırlara vesile olmasını temenni eden Yılmaz, şöyle devam etti:

"Sermaye piyasaları, kalkınma ve milletimizin refahı için hayati bir role sahiptir. Bu piyasalar, sadece kaynak oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik katma değer üretir, istihdamı artırır, yatırımcılarımıza güvenli ve kazançlı alternatifler sunar. En önemlisi de, güçlü bir ekonomik altyapının temel taşlarını oluşturur. Son yıllarda, Türkiye'nin sermaye piyasalarında kaydettiği ilerleme, hepimiz için gurur vericidir. Hem arz hem de talep tarafında, büyümenin ve gelişimin kararlı bir şekilde sürdüğünü hep birlikte görüyoruz. Reel ekonomiyle finansal kesim birbirini bütünleyen, adeta bir elmanın iki yarısı gibi görülmelidir. Reel kesimin büyüdüğü, geliştiği bir ortam sermaye piyasaları başta olmak üzere finansal kesim için de önemli fırsatlar oluşturacaktır. Gelişmiş, araçları çeşitlenmiş, güçlü bir finansal yapı ise reel sektörün sağlıklı, sürdürülebilir bir şekilde gelişimi için olmazsa olmazdır. Dolayısıyla reel sektörü ve finansal sektörü kalkınmamızın son derece önemli ve birbiriyle bağlantılı, birbirini bütünleyen iki kesimi olarak gördüğümüzü belirtmek isterim."

- "ÜLKEMİZ HALKA ARZDAN SAĞLANAN FON BÜYÜKLÜĞÜ BAKIMINDAN GEÇEN YIL DÜNYADA 10. AVRUPA'DA DA BİRİNCİ SIRADA YERİNİ ALMIŞTIR"

Gelişme ve kalkınma sürecinde Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) ve sektör paydaşlarının çalışmalarının önemli rolü bulunduğunu belirten Yılmaz, pay senedinden borçlanma araçlarına kadar doğrudan ve dolaylı olarak sermaye piyasalarındaki toplam yatırımcı sayısının 36 milyonu aştığını, borsa yatırımcı sayısının 8 Aralık itibarıyla 6,9 milyon kişi, portföy değerinin ise 13,6 trilyon lira düzeyinde bulunduğunu kaydetti.

Yatırım fonlarında yaklaşık 5,5 milyon yatırımcının olduğunu ve bunların portföy büyüklüğünün 4,4 trilyon lira düzeyinde olduğunu ifade eden Yılmaz, "Geçen yıl 54 şirket ilk kez halka arz yoluyla piyasadan 79,3 milyar lira fon temin ederken, 12 Aralık itibarıyla halka arz süreci tamamlanan 31 şirketimiz piyasadan 55,9 milyar lira kaynak sağladı. Ülkemiz halka arzdan sağlanan fon büyüklüğü bakımından geçen yıl dünyada 10., Avrupa'da da birinci sırada yerini almıştır." diye konuştu.

Halka arzlardaki bu gelişmenin, reel sektörün sermaye piyasasına her geçen yıl ilgisinin ne kadar çok artığına işaret ettiğini ve şirketlerin bankacılık sektörü dışında da sermaye piyasası araçlarına yöneldiklerini gösterdiğini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Bankacılık sektörümüz elbette çok kıymetli, giderek güçlenmesini, büyümesini arzu ediyoruz ama finansal sistemimizin bütünlüğü içinde, dünyayla mukayeseli baktığınızda bankacılık sisteminin ağırlığı çok fazla. Bankacılık sektörünün yavaşlamasıyla değil, bankacılık dışı özellikle sermaye piyasası araçlarının gelişimiyle daha dengeli bir yapının oluşmasını temenni ettiğimizi, politikalarımızın da bu yönde olduğunu ifade etmek isterim. Doğası gereği bankacılık sektörü zaten parası olan ve aslında paraya çok ihtiyacı olmayanları destekleyen bir sistemdir. Halbuki bizim asıl yapmamız gereken iyi projeleri olan, girişimci, yenilikçi ama finans boyutu itibarıyla eksikliği olan kesimleri destekleyici yapıları güçlendirmektir. Böyle yaptığımızda hem bugünün temalarından biri olan sosyal içerme dediğimiz, finansın bütün toplumsal kesimleri kapsayıcı hale gelmesi dediğimiz hedefi daha iyi gerçekleştirmiş oluruz. Hem de ülkemizin girişimcilik, yenilikçilik kapasitesini daha üst noktalara çıkarmış oluruz. Toplamda finans sektörünü de daha yukarılara taşımış oluruz diye inanıyorum."

Yatırımcı sayısının yükselişinin düzenleyici ve denetleyici otorite konumundaki Sermaye Piyasası Kuruluna ilave sorumluluklar yüklediğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin ilk özerk düzenleyici ve denetleyici kurumu olan SPK'nin sahip olduğu tecrübe ve güçlü hukuki altyapısı sayesinde sermaye piyasasının güvenli, adil, şeffaf ve etkin şekilde işlemeyi sürdüreceğine yürekten inandığını söyledi.

- "NİHAİ HEDEFİMİZ FİYAT İSTİKRARI VE TEK HANELİ RAKAMLARA ULAŞMAK"

Finansal istikrarın desteklenmesinin Orta Vadeli Program'da (OVP) önem verdikleri konuların başında geldiğini kaydeden Yılmaz, "Bir taraftan enflasyonu düşürerek kademeli bir şekilde kalıcı fiyat istikrarını sağlamayı hedeflerken diğer taraftan makro finansal istikrarımızı güçlendiriyoruz. Aslında bu program finansal sektör için de çok daha öngörülebilir bir ortamda gelişim imkanı getiriyor." diye konuştu.

Dün OVP'nin 2025 dilimi denilebilecek bütçenin Meclise sunulduğunu anımsatan Yılmaz, bu süreçte ekonomi politikalarına ilişkin nitelikli tartışmaların yaşanmasını temenni ettiğini ifade etti.

OVP kapsamında en önemli unsurlardan birinin tasarruflar olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Türkiye'nin kalkınma sürecindeki en kritik dar boğazlarından biri cari açık meselemizdir. Cari açığın özü de şudur; iç tasarruflarınız yatırımlarınızı yapmaya elverişli düzeyde değilse, yatırımlarınızın tutarından daha düşükse, bu durumda dış tasarruflara ihtiyaç duyar hale geliyorsunuz. Bu da cari açık demek. İç tasarruf oranlarını artırıp artan tasarrufları verimli alanlara sevk ettiğiniz zaman hem cari açık meselesini köklü bir şekilde çözmüş oluyorsunuz hem de ekonominin verimliliğini, rekabetçiliğini artırmış oluyorsunuz. Dolayısıyla Orta Vadeli Program'ın en temel hedeflerinden birinin cari açığı düşürmek, tasarruf oranlarımızı yükseltmek, artan kaynaklarımızı finansal piyasalarımızın etkin işleyişiyle verimli alanlara yönlendirmek olduğunu ifade etmek isterim." değerlendirmesinde bulundu.

OVP'nin olumlu sonuçlarını çeşitli finansal göstergelerde takip ettiklerini ve bu kapsamda enflasyon oranlarında düşüş seyrinin başladığını söyleyen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

"Başından beri hep şunu söyledik; 3 dönem olacak dedik enflasyonla mücadelemizde. Bir geçiş süreci olacak. Riskleri düşürdüğümüz, temellerimizi sağlamlaştırdığımız bir geçiş dönemimiz olacak. Ardından dezenflasyon dönemi olacak diye ifade etmiştik. Geçtiğimiz haziran ayında dezenflasyon dönemimiz başladı. O tarihten bugüne 28,4 puan enflasyonda bir düşüş gerçekleşti, 47,1'e kadar geriledi. Önümüzdeki süreçte dezenflasyon devam edecektir. Nihai hedefimiz elbette dezenflasyondan sonra üçüncü aşama, o da fiyat istikrarı aşaması, tek haneli rakamlara ulaşma çabamız. Tek haneli rakamlara ulaşıncaya kadar da tüm politika araçlarımızla koordinasyon içinde, kararlı bir şekilde programımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz.

Rezervlerimiz hızla güçleniyor. 2023 yılı Mayıs ayında 98,5 milyar dolar seviyesinde olan brüt rezervlerimiz 29 Kasım haftası itibarıyla 59,2 milyar dolar artışla 157,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Önümüzdeki süreçlerde bunun artarak devam etmesini bekliyoruz. Uyguladığımız programa duyulan bir güvenin işareti olarak CDS risk primimiz 244 baz puanla 2020 yılı Şubat ayından bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir. Bu da özellikle reel sektörün, kamunun ve finans kesiminin dış borçlanmasında maliyetleri düşürücü rolüyle çok çok önemli."

- KUR KORUMALI MEVDUAT'TA DÜŞÜŞ SÜRÜYOR

Kur Korumalı Mevduat'ın kesintisiz olarak 67 haftadır düştüğünü ve bu uygulamanın geçici bir uygulama olduğunu kaydeden Yılmaz, gelinen noktada KKM'den çıkış süreci içinde olunduğunu, 2,2 trilyona kadar yükselen KKM'nin bugün 1,2 trilyonun altına indiğini ve KKM'nin toplam mevduat içindeki payının geçen yıl en yüksek seviyesi olan yüzde 26,2 oranından bugün 6,6'lara kadar gerilediğini dile getirdi.

Kur Korumalı Mevduat'ın giderek gündemlerinden çıktığını ve bunu da finansal piyasaları sarsmadan, istikrarsızlık unsuru eklemeden aşamalı bir şekilde gerçekleştirdiklerini anlatan Yılmaz, Türk lirasına olan güven ve talebin de arttığına dikkati çekti.

Türk lirası mevduatının toplam mevduat içindeki payının aynı dönemde yaklaşık 25 puan artarak yüzde 57,3 seviyesine ulaştığını aktaran Yılmaz, "Makro finansal istikrarımızı güçlendiren ve dayanıklılığımızı artıran programımız sayesinde bu yıl 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşundan iki kez not artırımı alan tek ülkeyiz. Bunun da devam etmesini bekliyoruz. Türkiye çok daha iyi noktalara bu anlamda gelecektir." diye konuştu.

Ekonomik programı kararlılıkla uygulayarak finansal istikrarı güçlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılması da finansal istikrarı güçlendirme çabamızın önemli bir parçasıdır. SPK önemli bir inisiyatif başlatmış durumda. Küçük yatırımcının, geniş toplumsal kesimlerin finansal araçları kullanırken çok daha bilinçli ve akılcı bir şekilde hareket etmesi hem tek tek tasarruf sahiplerinin menfaatleri açısından hem de toplam finansal sistemimizin istikrarı açısından çok önemli. Bu çerçevede sermaye piyasaları özelinde finansal ürün ve hizmet çeşitliliğini artırmaya çalışıyoruz. Bir yandan küçük yatırımcıların haklarını korurken bir yandan da yatırımcı tabanını artırmayı öngörüyoruz. Unutmayalım ki, güçlü bir sermaye piyasası, bilinçli yatırımcılar ve sürdürülebilir bir ekonomiyle mümkündür. Sermaye Piyasası Kurulu koordinatörlüğünde 'Finansal Okuryazarlık Platformu'nun hayata geçmiş olması son derece sevindiricidir. Buradan toplumumuza bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Bu platforma lütfen girsinler, incelesinler ve istifade etsinler. Vatandaşlarımız e-Devlet üzerinden eğitim videolarına kolayca erişerek ücretsiz şekilde bilgilendirilmekte ve katılım sertifikalarını alabilmektedir."

Sermaye piyasasının tüm paydaşlarını hem bu platforma katkı vermeye hem de bu gibi eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerini yaygınlaştırmaya davet eden Yılmaz, toplumda finansal okuryazarlık seviyesinin artmasıyla, bireylerin tasarruf alışkanlıklarının güçleneceğini, bilinçli yatırım kararlarının artacağını ve ekonomik refahın daha geniş kitlelere yayılacağını belirtti.

Yılmaz, geçen yıl Meclis'te kabul edilen 12. Kalkınma Planı'nın omurgasını yeşil ve dijital dönüşümün oluşturduğunu, bugün de burada yeşil dönüşüm ve toplumsal boyutla finansal sistemin tartışılmasının çok kıymetli olduğunu söyledi.

Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve toplumsal pozitif etkinin, birbirinden ayrı düşünülemeyecek üç temel dönüşüm alanı olduğunu belirten Yılmaz, "Bu süreçte sermaye piyasaları hem bu dönüşümlerin itici gücü hem de risklerin azaltılmasını ve kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır." diye konuştu.

Teknolojik gelişmelerin finansal sistemleri kökten dönüştürerek yapay zeka, blokzincir ve fintech gibi yeniliklerle sermaye piyasalarını daha hızlı ve erişilebilir hale getirdiğine dikkati çeken Yılmaz, bu dönüşüm ve hızın yanı sıra güvenilir altyapılar kurulmasıyla etik yaklaşımların benimsenmesini ve siber güvenliğin öncelik kazanmasını da gerekli kıldığını ifade etti.

Sadece genel güvenlik açısından değil finansal güvenlik açısından da siber güvenliğin çok önemli ve kıymetli olduğuna değinen Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Siber Güvenlik Başkanlığımızı Meclisimizin takdiriyle hayata geçirmeyi planlıyoruz. Güçlü bir başkanlık oluşturarak bu süreçteki ürünleri, firmaları, süreçleri akredite eden, sistemleri güçlendiren, takip eden bir yapıyı oluşturacağız. Cumhurbaşkanlığımıza bağlı bir Siber Güvenlik Başkanlığı kurmayı öngörüyoruz. Türkiye, gerek fintech girişimleri gerekse dijital altyapıya yaptığı yatırımlarla küresel rekabette güçlü bir konuma ilerlemektedir. Örneğin, finansal risk merkezi ile piyasaların dijital olarak denetlenmesi ve gözetimi sağlanmaktadır. Ayrıca, dijital varlıkların alınıp satıldığı platformlara yönelik çalışmalar devam ederken, kripto varlıkların düzenlenmesi sürecinde de önemli adımlar atılmıştır. Meclisimizden geçen kanunla bu anlamda düzenleyici çerçeve güçlendirilmiştir. Ülkemizin gri listeden çıkışında etkili olan adımlardan biri bu düzenleme olmuştur. Önümüzdeki süreçte ikincil düzenlemeleriyle, uygulamalarla birlikte bu alanda da ülkemiz çok daha dayanıklı ve güçlü bir altyapıya sahip olacaktır. Finans sektörünün siber güvenlik operasyonel risklerine göre gerekli önlemlerini almasının hem likidite yönetimi hem de yatırımcıların korunması açısından önemli olduğunu hatırlatmak isterim."

- "YEŞİL DÖNÜŞÜM ÇOK ÖNEMLİ"

Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirliğin çok kıymetli olduğuna işaret eden Yılmaz, uzun zamanlar Kalkınma Bakanlığı yaptığını, kalkınmanın ekonomik büyümeden çok daha geniş bir kavram olduğuna dikkati çekerek, "Ekonominizi büyütürken sosyal adaleti sağlamıyorsanız, çevreyi korumuyorsanız, toplumun geniş kesimlerini hayatın, siyasetin süreçlerine katamıyorsanız gerçek anlamda kalkınmış bir toplum olamazsınız. Dolayısıyla yeşil dönüşüm çok önemli. Sosyal adalet bugünkü nesil arasında bir denge oluştururken sürdürülebilirlik dediğimiz kavram bugünkü nesille gelecek nesiller arasındaki adaleti sağlayan bir kavram. Dünyanın kaynaklarını, nimetlerini sadece bugünkü nesil için kullanıp gelecek nesillere kötü bir miras bırakırsak yine gerçek anlamda kalkınmış bir toplum olamayız. Belki bugünkü nesil bir refahı yaşar ama bunu gelecek nesillerin ödeyeceği faturalar pahasına gerçekleştirmiş olur. Bunu da hiçbirimiz evlatlarımızı, torunlarımız için istemeyiz. Gelecek nesilleri de düşünmek zorundayız." ifadelerini kullandı.

Yeşil dönüşümün aynı zamanda finans piyasalarını da derinden etkilediğini ancak Türkiye'nin bu anlamda şanslı ülkelerden biri olduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu:

"Türkiye enerjiyi ithal eden bir ülke. Sanayide, ulaşımda, her alanda yeşil dönüşümü sağladığımızda aslında enerjimizi çok daha verimli kullanan bir ülke haline geleceğiz. Bir taraftan daha az karbon salınımı olan bir ekonomiye dönüşürken diğer taraftan işletmelerin daha az girdiyle, enerjiyle daha çok çıktı ürettiği, daha verimli işlediği bir yapı oluşturmuş olacağız. Daha rekabetçi bir ekonomik yapı oluşturmuş ve cari açığımızı düşürmüş olacağız. Dolayısıyla ülkemiz için sürdürülebilirlik hedefleriyle makro ekonomik, makro finansal hedefler arasında bir bütünlük olduğunu, bunun da bizim için bir şans olduğunu ifade etmek isterim. Çevre alanında yaptıklarımız, daha düşük karbonlu bir ekonomi için attığımız adımlar aynı zamanda daha düşük cari açık, daha rekabetçi bir ekonomi oluşturmamıza yardımcı olabilecek adımlardır. İyi bir planlamayla bunu gerçekleştirdiğimizde eş zamanlı olarak bu hedeflere ulaşmamız mümkündür."

- "İKLİM KANUNU İLE EMİSYON TİCARET SİSTEMİ'Nİ GETİRİYORUZ"

Yeşil tahvillerin, sürdürülebilir fonların ve karbon ayak izlerini azaltmayı hedefleyen projelerin, yatırımcıların ve şirketlerin öncelikli gündeminde yer aldığına değinen Yılmaz, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) iklim finansmanı için yurt içi finansman imkanlarını harekete geçiren çalışmalar yürüttüğünü, bu kapsamda yayımlanan "Yeşil ve Sürdürülebilir Borçlanma Araçları ve Kira Sertifikası Rehberi"nin, Türkiye'de yeşil ve sürdürülebilir projelerin finansmanlarına sermaye piyasaları yoluyla katkı sağladığını dile getirdi.

Rehberin yayımlanmasının ardından bugüne kadar 20 farklı ihraççı tarafından toplam 334 milyar liralık sürdürülebilir nitelikte ihracın gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, "SPK'nin yakın zamanda kamuoyu görüşüne sunduğu 'Yeşil, Sürdürülebilir ve Sosyal Sermaye Piyasası Araçları Rehber Taslağı' ile sürdürülebilirlik bağlantılı ihraçlarını daha da artırması beklenmektedir. SPK'nin, planlandığı yeni çalışmalar çerçevesinde bu alandaki ihraçları yükselecektir." dedi.

Cevdet Yılmaz, uzun zamandır İklim Kanunu üzerinde çalıştıklarını ve yakın zamanda Meclisin takdirine sunacaklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"İklim Kanunu ile Emisyon Ticaret Sistemi'ni getiriyoruz. 2026'da Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenlemesi Mevzuatı devreye giriyor. Bundan önce bizim mutlaka bu tedbirleri almamız gerekiyor. Başka ülkelere sanayicimizin vergi ödemesi yerine, kendi sistemiz içinde bu kaynakları elde etmemiz ve sanayinin yeşil dönüşümüne geri döndürmemiz son derece kıymetli. Bu bakış açısıyla hareket ediyoruz. Kuracağımız Emisyon Ticaret Sistemi'mizle bunu yapacağız. Önümüzdeki dönemde çok daha geniş çerçevede bu mekanizmaların devreye gireceğinin bilincinde olarak mutlaka burada hızlı hareket etmek durumundayız. Yine bu kanunla birlikte Yeşil Taksonomi dediğimiz çalışmaların da hızlanacağını ifade edebilirim."

- "NÜFUS POLİTİKALARI KURULU OLUŞTURACAĞIZ"

Üçüz dönüşümün en önemli başlıklarından birinin de toplumsal duyarlılık ve kapsayıcılık olduğunu kaydeden Yılmaz, finansal sistemin sadece bazı kesimlerin, dar kesimlerin faydalandığı yapı olmaktan çıkıp toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, kapsayıcı ve her kesimi bir şekilde içine alan finansal sisteme sahip olması gerektiğini ve bunun sosyal adaletin sağlanması bakımından çok kıymetli olduğunu söyledi.

Toplumsal etki kavramının sürdürülebilirlikle birleştiğinde, yatırımın yalnızca ekonomik değil sosyal fayda sağlaması gerektiğini de ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, "Sürdürülebilirlikle birlikte şunu görüyoruz; ne yaparsanız yapın dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve toplumsal pozitif etkiye dayanmazsa bir yönü eksik kalır ve hiçbir zaman arzu edilen sonuçları göremeyiz. Sermaye piyasaları, yalnızca büyük oyuncuların değil, toplumun her kesiminin erişebileceği bir alan olmalıdır. Kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların finansal sisteme dahil edilmesi, ekonomik büyümenin daha adil bir şekilde paylaşılmasına imkan sağlayacaktır." diye konuştu.

Nüfus konusunda dünyada ve Türkiye'de büyük bir dönüşümün yaşandığını kaydeden Yılmaz, Türkiye'deki doğurganlık oranının Fransa'nın da altına gerileyerek 1,5'e kadar indiğini, bunun gelecek dönemde sosyal güvenlikten iş gücü piyasalarına kadar bir çok alanda oluşturacağı etkileri herkesin göreceğini dile getirdi.

Kendilerini buna göre hazırlamaları gerektiğini ve başkanlığında, ilgili tüm bakanlıkların ve kurumların olduğu Nüfus Politikaları Kurulu oluşturacaklarını ifade eden Yılmaz, şu şekilde konuştu:

"Zenginleşmeden yaşlanmamamız lazım. Zenginseniz ve yaşlıysanız idare edebilirsiniz. Nüfus olarak gençseniz ve yoksulsanız geleceğe dair umutlarınız vardır ama hem yoksul hem yaşlı bir nüfus olursanız bu bir felaket senaryosu. Şu anda Türkiye üst-orta gelir grubunda olan bir ülke, alt gelirde veya alt-orta gelirde değiliz ama bir an önce yüksek gelirli ülkeler ligine çıkmak durumundayız ve bunu da demografik fırsat penceremiz kapanmadan başarmak durumundayız. Gereksiz tartışmalardan, polemiklerden uzaklaşarak ülkemizin kaynaklarını çok daha etkin kullanacak şekilde yönlendirmek durumundayız. Kamusuyla, özel sektörüyle, sivil toplumuyla bunu başarmamız gerekiyor. Bir taraftan da nüfus politikalarımızı yeniden ele alıp güçlendirmemiz gerekiyor. Bu çerçevede de kadınların konumu çok önemli. İş gücü piyasalarımıza çok daha fazla kadının katılımı, girişimci kadınların sayısının artması, karar alma süreçlerinde kadınların daha etkin hale gelmesi yine önümüzdeki dönemin en önemli unsurlarından biri diye düşünüyorum. Bunu Türkiye başarmak durumunda."

Türkiye'de topyekün bir kalkınmanın gerçekleşmesinin ve ülkenin çok daha üst noktalara taşınmasının kadınıyla, erkeğiyle birlikte yapılması gerektiğini belirten Yılmaz, "Bir taraftan demografik politikalar, bir taraftan kapsayıcı politikaları bir arada yürütürken ev ve aile hayatıyla iş gücü piyasalarının ihtiyaçları arasındaki dengeyi de kurmamız gerekiyor. Çok daha yenilikçi çalışma modelleriyle, bakım modelleriyle mutlaka kadınların tercih yapmaya zorlanmayacakları bir ortamda hem ev, aile hayatı hem de iş hayatını bir arada yürütecekleri süreçleri de tartışmak, birlikte şekillendirmek durumundayız." değerlendirmesinde bulundu.

- "DİJİTAL, YEŞİL VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM SÜREÇLERİNDE LİDER BİR ÜLKE OLMA YOLUNDA İLERLİYORUZ"

Sosyal tahvillerin ve etki yatırımları gibi araçların, toplumsal refahı artırırken yatırımcılar için de uzun vadeli değerler oluşturduğunu, Türkiye'nin, dayanışma kültürünü bu anlayışla birleştirerek dünyaya örnek bir model sunabileceğini dile getiren Yılmaz, üçüz dönüşüm unsurlarını birlikte destekleyecek politikalar geliştirmek ve sermaye piyasalarını güçlü ve dinamik kılmak için çalışacaklarını belirtti.

Yılmaz, şöyle devam etti:

"Türkiye olarak, güçlü sermaye piyasalarımız ve sağlam ekonomik altyapımızla dijital, yeşil ve toplumsal dönüşüm süreçlerinde lider bir ülke olma yolunda ilerliyoruz. Sermaye piyasalarımızın gücü, yalnızca ekonomimizin büyümesi için değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel düzeyde finansal istikrar ve kalkınmaya da katkı sunacaktır. Bu dönüşümleri hayata geçirmek için finansal sektörümüzü daha etkin, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirmek adına kararlar almaya devam edeceğiz. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde bu dönüşümlerin tartışılacağı ve yeni fikirlerin ortaya çıkacağına olan inancım tamdır. Ekonomimizin geleceği için dijitalleşmeyi ve sürdürülebilirliği esas alan, riskleri en aza indiren ve toplumsal faydayı önceleyen politikalar geliştirmeyi sürdüreceğiz."

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) ve SPK başta olmak üzere tüm paydaşlara, sponsorlara ve sosyal sorumluluk projesi kapsamında Darüşşafaka'ya destek sağlayan herkese teşekkür eden Yılmaz, kongrenin sermaye piyasalarına, ekonomiye ve topluma hayırlar getirmesini diledi.

Konuşmasının ardından Yılmaz'a, SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ve TSPB Yönetim Kurulu Başkanı Pamir Karagöz tarafından hediye takdim edildi.

Programa Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, İstanbul Valisi Davut Gül, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erişah Arıcan, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Genel Müdürü Ekrem Arıkan ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş ile davetliler katıldı.

  • dezenflasyon dönemi
  • fiyat istikrarı
  • program uygulama