Geçtiğimiz haftalarda Suriye'de Geçici Anayasa kabul edildi. Konunun siyasi yönü ağırlıklı olarak gündeme geldi ancak hukuki açıdan nasıl bir öngörü sunuyor bu metin pek konuşulmadı. Bugün çevirisini de yaptığım Geçici Anayasa ile önceki Anayasa arasındaki farklar üzerinden bir karşılaştırma sunmak istiyorum.
ÜÇ EVREYE AYIRMAK MÜMKÜN
Suriye'deki anayasa serüvenini aslında üç evre üzerinden tetkik etmek gerekiyor. Birincisi Esed dönemindeki metin. İkincisi ara dönemdeki taslaklar ve nihayet iktidar değişimi ile ortaya çıkan geçici metin. Bu metinler arasındaki özdeşlikler ve farklılıklar önemli.
ESED DÖNEMİ ANAYASASI
Bu dönemde karşımıza iki anayasa metni çıkıyor, iç çatışma öncesi ve sonrası olarak. 1969'da yayınlanan geçici anayasanın yerine geçen 1973 tarihli Anayasanın beş temel özelliği belirgindir. Bu anayasa "Arap ulusunun birliğine", "sosyalizme", "Siyonizm'e karşı olmaya", "bireysel özgürlüklere" ve "devrimin devam edeceği ülküsüne" vurgu yapar. Bunlara ek olarak hukukun kaynağının "fıkıh" olacağı ve devlet başkanının "Müslüman" olması gerektiği vurgusu yer alır. Sosyalizm temelli yaklaşımın sonucu olarak daraltılmış bir özel mülkiyet alanı ortaya koyar. Bu Anayasaya göre kamusal, kolektif ve bireysel olmak üzere üç türdür mülkiyet. Tek parti vardır: Baas...! Bu metinde -Beşşar Esed için yapılan yaş değişikliği hariç- pek değişiklik olmaz 2012 yılına kadar.
2012'DE NE OLDU?
26 Şubat 2012'de Esed'in talebiyle referandumla yeni anayasa yürürlüğe girmişti. Yasal olarak artık Baas dışında partilerin de siyasette rol alması, tek adayın oylandığı seçim yerine birden fazla adayın yarışa katılması mümkün olacaktı. Yasamanın kaynağını "İslam" olarak belirleyen düzenleme devam etmekte ve fakat diğer dinlere dair saygı ifadesi daha netleşmişti. Buna paralel olarak din, dil, köken ve cinsiyet bağlamında ayrımcılık ilk kez bu şekilde ve açık biçimde yasaklanıyordu.
TASLAKLAR SÜRECİ
2012'deki değişiklik de çare olmamıştı hatırlanacağı üzere. Bu sefer muhalifler ile Esed arasında yeni bir anayasa taslağı üzerinde görüşmeler başladı. Birçok taslak çıktı ortaya... Özetle bu taslaklar "çok kültürlülük", "Suriye halkı", "hakimiyetin millete ait olduğu ve bir zümreye atfedilemeyeceği", "tüm yetkilerin bir kişide toplanamayacağı", "otonom bölgelerin veya yoğun halk gruplarının olduğu yere özgü düzenlemelerin olabileceği", "ideolojik çeşitliliğin esas olduğu" ifadeleri içeriyor ve "federatif yapılara kapı aralayan" yaklaşımlar üzerinde duruyordu. Ama bu tartışmanın bir sonucu çıkmadı. Ancak bir kısım etkileri Geçici Anayasaya geçti diyebiliriz.
GEÇİCİ ANAYASA
Geçici Anayasa'da (1) "Suriye Arap Cumhuriyeti" ifadesi korunmuş ve bölünmez bütünlüğüne vurgu yapılmış. Cumhurbaşkanının dininin İslam olması ve fıkhın çıkarılacak yasaların temel kaynağı olacağına dair vurgu da aynen devam etmiş. "Devlet, tüm semavi dinlere saygı gösterir ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alır" hükmü yer alıyor. Bu madde kapsamında semavi olmayan dinlere dair duruma bir vurgu olmadığının altını çizelim. Ayrımcılığın tüm unsurları ile kaldırıldığı vurgusu önemli.
ANAYASAL SUÇ
Metnin 7. maddesinde geçen "Devlet, Suriye topraklarının birliğini korumaya kararlıdır ve bölünme ve ayrılma çağrıları ile dış müdahale veya dış destek taleplerini suç sayar" ifadesi ise üniter yapıyı tahkim eder nitelikte.
CUMHURBAŞKANI TAM YETKİLİ
Her ne kadar kanun yapma, üst atama ve diğer hususlarda yetki dağılımı olsa da kuruluş aşaması olması sebebiyle hem birimleri oluşturma hem de çalıştırma yetkisi Cumhurbaşkanında. Ayrıca ordu oluşturma yetkisi de özellikle Cumhurbaşkanına verilmiş bir ödev. Ancak OHAL ve benzeri durumlardaki yetki kullanımında Meclis başta olmak üzere Anayasa Mahkemesinin de görüşünün alınması zorunlu kılınmış. Her şey den önce metin geçici bir metin ve taleplere göre şekillenmesi mümkün. Metin kuvvetler ayrılığı öngörüyor. Meclisin hükümete hesap sorma rolü getiriliyor. İfade ve basın özgürlüğü teminat altına alınıyor. Geçiş dönemi adaleti konusuna değindiğim yazılarımda yer verdiğim düzenleme metinde yer alıyor (m.49).
GEÇİŞ DÖNEMİ ADALETİ KOMİSYONU
Buna göre "hesap verebilirlik mekanizmalarını belirlemek için etkili, istişareye dayalı, mağdur merkezli mekanizmaları benimseyen bir geçiş dönemi adaleti komisyonu" kuruluyor (2). Savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım ve eski rejim tarafından işlenen tüm suçlar yasaların geriye yürümezliği ilkesinin dışında tutulup "Esed rejiminin ve sembollerinin" yüceltilmesini, suçlarının inkâr edilmesini veya övülmesini, haklı gösterilmesini veya küçümsenmesini anayasal suç kabul ediyor.
HEDEFLENEN NE?
Anayasanın temel hedefi yüzleşme ve adalet temelli bir yurttaşlık bence.
Zira metnin amacı girişinde şöyle özetleniyor:
- "Suriye'nin, topraklarının ve halkının birlik ve bütünlüğünün korunması",
- "Vatandaşlık, özgürlük, haysiyet ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet inşa etmek".
- "Ülke işlerinin iyi yönetişim ilkelerine uygun olarak düzenlenmesi".
(1) Metnin İngilizcesine ve Türkçe çevirime şu linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.cuneydaltiparmak.com/blog/suriye-gecis-donemi-anayasasi-tercumesi
(2) BU konuda yazdığım iki yazıya şu linklerden ulaşabilirsiniz:
* https://www.star.com.tr/yazar/gecis-donemi-adaleti-1-yazi-1912444/
* https://www.star.com.tr/yazar/gecis-donemi-adaleti-2-yazi-1913252/