DHKP-C’li terörist Elif Sultan Kalsen’in ailesine tazminat davası açıldı..
İstanbul emniyetine düzenlediği terör saldırısında yaralanan polis memurumuza ödenecek tazminatı, teröristin ailesinden istiyor devlet..
Kalsen’in mirasçıları bu borçtan sorumlu..
Talep edilen rakam, yaralı polis memuruna ödenen 16 bin lira tazminat ve yasal faizi..
Değerli dostlar, bazı konular üzerine karar verilirken çok boyutlu değerlendirilme yapmak gerekiyor..
Bu da onlardan biri..
Bölgede terör örgütünün insan kaynağını besleyen en önemli unsurlardan biri de intikam duygusuydu.. Evinde çatışmada öldürülmüş bir kardeşi, amcası, dayısı olanlar arasından gönüllü olarak terör örgütlerine katılanların sayısının, kaçırılıp-kandırılıp örgüte katılanlardan daha fazla olduğu biliniyor.. Bu intikam duygusunu ortadan kaldırabilmek adına devlet geçtiğimiz 10 yıl boyunca çok radikal önlemler aldı. Çocuklarını örgüte kaptırmış olan ailelerle barıştı.. Evlatlarının tuttuğu yolun yol olmadığını anlattı onlara..
Ailenin geri kalanlarının da devlet-millet düşmanı olmaması için ilave tedbir arayışına girişti..
Hâl böyle iken ve şartlar böyle pamuk ipliğine bağlı iken, bu tazminat meselesi de nereden çıktı şimdi?..
Her gün onlarca şehit verdiğimiz bu istiklâl mücadelesinin göbeğinde bu ne kadar da gereksiz bir tasarruftur..
Devlet, kızı terörist olduğu için ayrı, öldüğü için ayrı yüreği yanan bir anneden para mı isteyecek?..
Sevilay’ı FETÖ mü kovdurdu?
Sevilay Yükselir de işten atılmasını FETÖ’ye bağlamış..
Yapılan bir şikayet neticesinde FETÖ’nün TSK’daki ayağını deşifre ettiği için Sabah’taki işine son verildiği anlamına gelecek bir yazı yazmış dün.. Bizim dışarıdan gördüğümüz kadarıyla, televizyonda bangır bangır bu haberleri yaptığı günlerde kimse Sevilay’a kapıyı göstermedi.. Gördüğümüz kadarıyla diyorum. Eğer o ara gazetenin yöneticileriyle kapalı kapılar arkasında sert bir takım tartışmalar yaşanmış ama sulh ile sonuçlanmışsa bilemem. Belki de onu kastediyordur.. Fakat TSK’daki FETÖ’cü yapılanmaya ilişkin en az Sevilay kadar sesi gür çıkan Rasim Ozan, hâlâ Sabah’ta yazmaya devam ediyor.. Hafızalarımız zayıf ya, millet ona güveniyor galiba.. Değerli dostlar, Sevilay’ın hükümete ve Cumhurbaşkanı’na yakın medyadaki işi, PKK’nın siyasi kanadı HDP’nin açıkça propagandasını yaptığı için bitti.. Memleketin yangın yerine döndüğü günlerde, Sevilay sarı-kırmızı-yeşil bez parçalarıyla ortalarda dolaşıyordu da ondan gitti hükümete yakın medyadan.. Kimbilir belki de Ciner Grubu, tam da bu yüzden açtı kapılarını Sevilay’a.. Geçer 5-10 yıl, unutulur gider de anlarım.. Dünkü hadise be kardeşim..
Sokak satıcıları
İstanbul’da zabıtalar tarafından dövülen “Tatlıcı Ali” bitmeyen bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.. Değerli dostlar, sokak satıcılığı bizim kültürümüzün bir parçası.. Simitçi, mısırcı, bozacı, nohut-pilavcı, kestane kebapçı... Biz sokak satıcılarını hayatımızda istiyoruz.. Onları dövmeyin.. Eğer yaptıkları ticarette bir yasadışılık, kayıtdışılık varsa oturalım onu konuşalım.. Mükellefiyet açısından zaten “vergiden muaf esnaf” statüsündeler.. Tek derdiniz, durdukları yer ise bunun için adam dövmenize gerek yok.. “.. iyi bari her isteyen her istediği yerde istediğini satsın.. Vergisi yok, kirası yok, stopajı yok, personel gideri yok..” falan diye bir takım yerleşik esnaf itirazları duyuyorum..
Bunun haksız rekabet olduğunu düşünüyorlar.. Aynı esnafa soruyorum; sizin bütün bu ek kalem giderleri de üzerine katarak sattığınız o ürün var ya.. İnternette yarı fiyatına satılıyor.. Ona diyecek sözünüz var mı?.. Tatlıcı, simitçi peşinde koşan zabıtaya da selam olsun.. Kadıköy İskele’de, Aksaray’da cadde üstünde, Şirinevler Meydan’da eskort kızlar açıktan pazarlanıyor. Bilmiyor olmalısınız (!)..